00:00:00
Yükleniyor...

Yıl: 1699 – Osmanlı Devleti, Karlofça Antlaşması’nı imzaladı.

Osmanlı İmparatorluğu ya da Osmanlı Devleti (Osmanlıca: دولت عليه عثمانیه, romanize: Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye), aynı zamanda Türk İmparatorluğu, 1299 yılında Oğuz Türklerinden Osman Gazi’nin kurduğu Osmanlı Hanedanı’nın hükümdarlığında Orta Çağ’dan Yakın Çağ’a kadar varlığını sürdürmüş bir imparatorluktur. Osmanlı İmparatorluğu gücünün doruğunda olduğu 16 ve 17. yüzyıllarda Avrupa, Asya ve Afrika’nın bazı bölgelerine yayıldı ve Balkanlar, Orta Doğu, Kuzey Afrika’nın bir bölümü ve Doğu Avrupa’nın küçük bir bölümünü egemenliği altında tuttu. Bu yüzyıllarda ülkenin sınırları batıda Cebelitarık Boğazı, doğuda Hazar Denizi ile Basra Körfezi’ne; kuzeyde Avusturya, Macaristan ve Ukrayna’nın bir bölümüne ve güneyde ise Sudan, Eritre, Somali ve Yemen’e kadar uzanmaktaydı. Osmanlı Devleti, bugünkü Türkiye’nin Bilecik ilinin Söğüt ilçesinde bir beylik olarak kuruldu. Bağımsız bir devlet olarak tarih sahnesine çıkması, yaygın kabule göre 1299 yılında oldu. Ancak Prof. Dr. Halil İnalcık ve bazı diğer akademisyenler, Osmanlı Devleti’nin 1299’da Söğüt’te değil, 1302’de Yalova’da, Bizans’a karşı yapılan Koyunhisar Muharebesi sonrasında devlet niteliğini kazandığını iddia etti. 1453 yılında II. Mehmed Konstantinopolis’i fethedip Bizans İmparatorluğu’na son vererek “Roma İmparatoru” (Kayser-i Rûm) unvanını üstlendi. 1517 yılında I. Selim, Büyük Mısır Seferi sırasında Ridâniye Muharebesi’nde Memlûk Devleti’ni yıkıp “İslam Halifesi” unvanını üstlendi ve Osmanlı hükümdarlarının unvanlarına yeni bir unvan daha ekledi. 16. yüzyılda I. Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde Osmanlı İmparatorluğu küresel güç hâline geldi. 1526 yılında Mohaç Meydan Muharebesi’nde Macar Krallığı ordusunun kesin yenilgiye uğratılması ve Budin’in 1541’de doğrudan Osmanlı hâkimiyetine alınmasıyla birlikte Orta Avrupa’da Osmanlı egemenliği pekişmiştir. 1533 İstanbul Antlaşması ile Orta Avrupa’daki diplomatik hiyerarşide elde edilen üstün konum tanınmıştır. Bu dönemde Osmanlı İmparatorluğu, Habsburg Monarşisi ve Safevîler gibi büyük siyasî aktörlerle bölgesel hakimiyet rekabeti içinde olmuştur. 17. yüzyıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu, Avusturya ve Lehistan başta olmak üzere Avrupa güçleriyle süregelen savaşlar yürütmüş ancak II. Viyana Kuşatması’nın başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından askerî denge Osmanlı aleyhine değişmeye başlamıştır. İmparatorluk, 1699 yılında Karlofça Antlaşması sonrası gerileme dönemine girmiştir ve toprak kayıplarının sonucunda sınırları sürekli daralmıştır. Bir zamanlar akademide Osmanlı gerileme döneminin Kanuni ile başladığı düşünülse de modern akademik konsensüs, Osmanlı’nın 18. yüzyıl sonlarına kadar ekonomik, toplumsal ve askeri gücünü koruduğu yönündedir. 18. yüzyılın sonları ile 19. yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğu askerî yenilgiler almış ve toprak kayıpları yaşamıştır. Milliyetçilik akımlarının da güç kazanmasıyla birlikte Balkanlar’da çeşitli yeni devletler ortaya çıkmıştır. 19. yüzyıl boyunca yürütülen Tanzimat reformları sonrasında Osmanlı İmparatorluğu, idarî ve kurumsal açıdan daha merkezi ve düzenli bir yapıya kavuşmuştur. 1876 Darbesi ile meşruti monarşi yönünde bir adım atılmış ancak II. Abdülhamid döneminde yeniden mutlakiyetçi bir yönetime dönülmüştür. 19. yüzyılın sonlarına doğru, Jön Türkler olarak bilinen Osmanlı aydınları, toplumsal ve siyasal yapıyı Batı’daki muadiller gibi dönüştürmek istedi. Süreç, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin öncülüğünde gerçekleşen 1908 Jön Türk Devrimi meşrutiyetin yeniden ilan edilmesiyle sonuçlandı. Balkan Savaşları’nın yol açtığı ağır yenilgilerin ardından İttihat ve Terakki de giderek daha radikal ve milliyetçi bir çizgiye yöneldi. Bâb-ı Âli Baskını sonucunda ise iktidarı tek elde toplayarak fiilî bir diktatörlük kurdu. 19. yüzyıl ile 20. yüzyılın başlarında, Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlarda gerilemesi sürecinde, Balkanlar, Kafkasya ve Kırım’da yaşayan Türk ve Müslüman nüfusa yönelik, sonraları Türk Kırımı olarak anılan etnik temizlik hareketleri yaşanmıştır. Bu dönemde önemli ölçüde can kayıpları yaşanmış, Balkanlar, Kafkasya ve Kırım’dan günümüz Türkiye’sine doğru geniş çaplı göç hareketleri gerçekleşmiştir. İttihat ve Terakki idaresinde Osmanlı, I. Dünya Savaşı’na İttifak Devletleri safında katılmıştır. Savaş yıllarında cemiyet, Arap Ayaklanması başta olmak üzere çeşitli iç siyasal ve askerî sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından galip gelen İtilaf Devletleri, Osmanlı İmparatorluğu’nun bazı bölgelerini işgal etmiş ve imparatorluğu paylaşmaya başlatmıştır. Bu süreç sonucunda Osmanlı İmparatorluğu, güneydeki topraklarını Birleşik Krallık ve Fransa’ya bırakmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1 Kasım 1922 tarihinde Osmanlı saltanatını kaldırdı ve 3 Mart 1924 tarihinde hem Osmanlı halifeliğini kaldırdı hem de Osmanlı Hanedanı’nın Türkiye’den sürgün edilmesi kararını aldı. Günümüzde hanedan ile soy bağı olanların küçük bir kısmı Türkiye’de, bir kısmı ise yurt dışında farklı ülkelerde yaşamaktadır.

Paylaş: